Kartaltepe Mahallesi. İncirli Caddesi Başarı Sk. No:1 B Blok Kat 3 D:6 Bakırköy
0532 307 97 40
psikolojidivan@gmail.com

Dikkat Eksikliği/Aşırı Hareketlilik Bozukluğu

Dikkat Eksikliği/Aşırı Hareketlilik (DEHB)

Dikkat Eksikliği/Aşırı Hareketlilik(DEHB)

      DEHB, dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinin benzer yaş ve gelişimsel düzeydeki bireylere kıyasla daha ağır, sürekli, şiddetli ya da sık yaşanması durumu olarak tanımlanmaktadır.

      Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), erken çocuklukta başlayan, belirtileri dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, dürtüsellik olan ve yürütücü işlevleri de içine alan bilişsel işlevlerde bozuklukla giden nöropsikiyatrik bir bozukluktur (Özkürkçügil ve ark., 1999). DEHB, sık görülen klinik bir durumdur. Kişinin kendisiyle birlikte ailesinin ve çevresinin de yaşamını olumsuz etkiler (Turgay, 2009; Özcan, 2017).

      1980’lere kadar DEHB’nin yalnızca çocukluk döneminde görülen bir bozukluk olduğu düşünülürken, 1980’lerden sonra ileriki yaşlara da aktarılan bir psikiyatrik bozukluk olduğu görüşü yaygınlaşmıştır; DEHB, çoğunlukla yıllarca sürer ve biyolojik, toplumsal, eğitimsel ve psikiyatrik yönleri vardır (Turgay, 2009; Özcan, 2017).

      Çocukluğunda DEHB olan olguların %30’unun erişkinlikte DEHB’den etkilenmeden yaşadıkları, %60’ının devam eden DEHB belirtileri nedeniyle sosyal, akademik, iş, ve duygusal alanlarında problem yaşadıkları ve geri kalan %10’unun ise oldukça önemli psikiyatrik problemler yaşadıkları düşünülmektedir (Weiss ve Hecthman, 1993; Özcan, 2017).

DEHB tarihçesi ve tanı kriterleri

DEHB tarihçesi ve tanı kriterleri

      İlk kez Dr. George Frederich  Still tarafından 1902 yılında DEHB,  kurallara uymada güçlük, aşırı hareketlilik, dürtüsellik, dikkatsizlik, duygusal küntlük, okul başarısızlığı, aşırı saldırganlık gibi belirtileri içeren “Ahlaki Kontrol Eksikliği” kavramıyla tanımlanmıştır. (Stubbe, 2000; Büyükaslan, 2015).

      Birinci Dünya Savaşı sonrasında  gelişen influenza pandemisinin neden olduğu viral ensefalit kliniğinin, Still’in tarif ettiği tabloya davranışsal olarak benzediği düşünülmüştür. “Minimal Beyin Hasarı Sendromu”  terimi, beyin hasarı ile eş anlamlı olmak üzere, algısal güçlükler ve davranış problemleri bütününe denilmeye başlanmış, zamanla vakaların çoğunda belirlenmiş bir beyin hasarı saptanamayan bu tablo için “Minimal Beyin Disfonksiyonu” adı kullanılmaya başlanmıştır. (Spetie ve Arnold, 2007; Büyükaslan, 2015).

        Tanı ile ilgili geçerli ve güvenilir çalışmalar Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-9 ve Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-II ‘de bu bozukluğu ‘Hiperkinetik Sendrom’olarak belirlemesiyle başlamıştır. DSM-III ‘de ise dikkat eksikliği bozukluğu; hiperaktviteli ya da hiperaktivitesiz olarak tanımlanmış ve ana belirtiler olarak dikkatsizlik, impulsivite ve huzursuzluk belirlenmiştir. Fakat DSM-III ‘ün revize edilmiş formunda ‘hiperaktivite’ terimi bozukluğun adına tekrar eklenerek günümüzde kullanılan DEHB adını almıştır (Büyükaslan, 2015).

      DSM-IV ‘te DEHB kriterleri, dikkatsizlik ve hiperaktivite/dürtüsellik olarak iki belirti kümesinden oluşmaktadır. DEHB tanısı koyabilmek için iki gruptan en az birinde en az altı ve fazla belirti bulunması gerekir. Bu belirtilerin en az altı aydır mevcut olması ve yedi yaşından önce başlaması ve birden fazla ortamda görülerek işlevselliği bozması gerekir(APA, 2001; Büyükaslan, 2015).

      Mayıs 2013 tarihinde yayınlanan DSM 5 ‘te DEHB tanısı kriterlerinde bazı değişikler yapılmıştır. Bu değişiklikler; başlangıç yaşı kriterinin onikiye yükseltilmesi, DEHB ve otizm spektrum bozukluğu tanısının beraber konulabileceği, erişkinlerde tanı koymak için dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu belirtilerinden en az beş tane bulunması yeterliliğidir(APA,2013; Büyükaslan, 2015).

DSM-5’e göre DEHB tanı ölçütleri:

  1. Aşağıdakilerden (1) ve/ya da (2) ile belirli, işlevselliği ya da gelişimi bozan, süregiden bir dikkatsizlik ve/ya da aşırı hareketlilik-dürtüsellik örüntüsü:
  2. Dikkatsizlik: Gelişimsel düzeye göre uygun olmayan ve toplumsal ve okulla/işle ilgili etkinlikleri doğrudan olumsuz etkileyen, aşağıdaki altı (ya da daha çok) belirti en az altı ay sürmektedir:

Not: Belirtiler, yalnızca, karşıt olmanın, karşı gelmenin, düşmancıl tutumun ya da verilen görevleri ya da yönergeleri anlayamamanın bir dışavurumu değildir. Yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde (17 yaşında ve daha büyük olanlarda) en az 5 belirti olması gerekir.

  1. Çoğu kez, ayrıntılara özen göstermez ya da okul çalışmalarında (derslerde), işte ya da etkinlikler sırasında dikkatsizce yanlışlar yapar (örn. ayrıntıları gözden kaçırır ya da atlar, yaptığı iş yanlıştır).
  2. Çoğu kez, iş yaparken ya da oyun oynarken dikkatini sürdürmekte güçlük çeker (örn. ders dinlerken, konuşmalar ya da uzun bir okuma sırasında odaklanmakta güçlük çeker).
  3. Çoğu kez, doğrudan kendisine doğru konuşulurken, dinlemiyor gibi görünür (örn. dikkatini dağıtacak açık bir dış uyaran olmasa bile, aklı başka yerde gibi görünür).
  4. Çoğu kez, verilen yönergeleri izlemez ve okulda verilen görevleri, sıradan günlük işleri ya da iş yeri sorumluluklarını tamamlayamaz (örn. işe başlar ancak hızlı bir biçimde odağını yitirir ve dikkati dağılır).  
  5. Çoğu kez, işleri ve etkinlikleri düzene koymakta güçlük çeker (örn. ardışık işleri yönetmekte güçlük çeker; kullandığı gereçleri ve kişisel eşyalarını düzenli tutmakta güçlük çeker; dağınık ve düzensiz çalışır; zaman yönetimi kötüdür; zaman sınırlamalarına uyamaz).
  6. Çoğu kez, sürekli bir zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır, bu tür işleri sevmez ya da bu tür işlere girmek istemez (örn. okulda verilen görevler ya da ödevler; yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde, rapor hazırlamak, form doldurmak, uzun yazıları gözden geçirmek).
  7. Çoğu kez, işi ya da etkinlikleri için gerekli nesneleri kaybeder (örn. okul gereçleri, kalemler, gündelik araçlar, cüzdanlar, anahtarlar, yazılar, gözlükler, cep telefonları).
  8. Çoğu kez, dış uyaranlarla dikkati kolaylıkla dağılır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde, ilgisiz düşünceleri kapsayabilir).
  9. Çoğu kez, günlük etkinliklerinde unutkandır (örn. sıradan günlük işleri yaparken, getir götür işlerini yaparken; yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde, telefonla aramalara geri dönmede, faturaları ödemede, randevularına uymakta).
  10.    Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik: Gelişimsel düzeye göre uygun olmayan ve toplumsal ve okulla/işle ilgili etkinlikleri doğrudan olumsuz etkileyen, aşağıdaki altı (ya da daha çok) belirti en az altı ay sürmektedir:

Not: Belirtiler, yalnızca, karşıt olmanın, karşıt gelmenin, düşmancıl tutumun ya da verilen görevleri ya da yönergeleri anlayamamanın bir dışavurumu değildir. Yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde (17 yaşında ve daha büyük olanlarda) en beş belirti olması gerekir.

  1. Çoğu kez, kıpırdanır ya da ellerini ya da ayaklarını vurur ya da oturduğu yerde kıvranır.
  2. Çoğu kez, oturmasının beklendiği durumlarda oturduğu yerden kalkar (örn. sınıfta, ofiste ya da iş yerinde ya da yerinde durması gereken diğer durumlarda yerinden kalkar).
  3. Çoğu kez, uygunsuz ortamlarda, ortalıkta koşturur durur ya da bir yerlere tırmanır. (Not: Yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde, kendini huzursuz hissetmekle sınırlı olabilir.)
  4. Çoğu zaman, boş zaman etkinliklerine sessiz bir biçimde katılamaz ya da sessiz bir biçimde oyun oynayamaz.
  5. Çoğu kez, “her an hareket halinde”dir, (örn. restoranlar, toplantılar gibi yerlerde uzun bir süre sessiz-sakin duramaz ya da böyle durmaktan rahatsız olur; başkalarınca, yerinde duramayan ya da izlemekte güçlük çekilen kişiler olarak görülürler).
  6. Çoğu kez aşırı konuşur.
  7. Çoğu kez, sorulan soru tamamlanmadan yanıtı yapıştırır (örn. insanların cümlelerini tamamlar; konuşma sırasında sırasını bekleyemez).
  8. Çoğu kez sırasını bekleyemez (örn. kuyrukta beklerken).
  9. Çoğu kez, başkalarının sözünü keser ya da araya girer (örn. konuşmaların, oyunların ya da etkinliklerin arasına girer; sormadan ya da izin almadan başka insanların eşyalarını kullanmaya başlayabilir; yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde, başkalarının yaptığının arasına girer ya da başkalarının yaptığını birden kendi yapmaya başlar).
  10. On iki yaşından önce birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik-dürtüsellik belirtisi olmuştur.
  11. Birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik-dürtüsellik belirtisi iki ya da daha çok ortamda vardır (örn. ev, okul ya da iş yeri; arkadaşları ya da akrabalarıyla; diğer etkinlikler sırasında).
  12. Bu belirtilerin, toplumsal, okulla ya da işle ilgili işlevselliği bozduğuna ya da işlevselliğin niteliğini düşürdüğüne ilişkin açık kanıtlar vardır.
  13. Bu belirtiler, yalnızca, şizofreni ya da psikozla giden başka bir bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. duygudurum bozukluğu, kaygı bozukluğu, çözülme bozukluğu, kişilik bozukluğu, madde esrikliği ya da yoksunluğu). (DSM-5)

Epidemiyoloji

Epidemiyoloji

      Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun yaygınlığı ile ilgili yapılan araştırmalarda, özellikle olguların farklı tanı ölçütleri ve yöntem kullanılarak değerlendirilmesinden dolayı sonuçlarda farklılıklar görülmektedir (Camcıoğlu, 2009).

      Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu erkeklerde kızlara göre daha sık görülmektedir (Abalı, 2009). Yapılan bir çalışmada DEHB’nin, erkeklerde kızlardan 2,5 kat daha fazla görüldüğü bulunmuştur.İki cinsiyet arasındaki bu farklılığa, kızlardaki dikkatsizliğin ve kognitif sorunların daha fazla olması ve davranışsal sorunlara erkeklerden daha az rastlandığı için tedaviye başvurma sıklığının kızlarda daha düşük olmasının neden olabileceği düşünülmüştür (Staller ve Faraone, 2006).

      Okul öncesi çocuklarda %5-10 arasında değişen oranlar bildirilirken, ülkemizde yapılan bir araştırmada okul çağı çocuklarında %5 oranında olduğu bildirilmiştir (Abalı, 2009).

       Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) tüm dünyada, okul çağı çocuklarının % 3-5’unda var olduğu bildirilmektedir(APA 1994; Özcan, 2017). Türkiye’de yürütülen çalışmalarda;  İstanbul’da ilkokul çocuklarından oluşan örneklemde DEHB sıklığı %5 olarak bulunmuştur (Motavallı;1994). Sivas ilinde 6-15 yaş arası ilköğretim öğrencilerinde yapılan bir çalışmada ise DEHB sıklığı %8.1 bulunmuştur (Erşan ve ark. 2004; Altın ve ark, 2012). Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisine başvuranların değerlendirildiği klinik örneklemde yapılan çalışmada kliniğe başvuranlarda DEHB oranı %10 bulunmuştur (Şenol, 1996; Altın ve ark, 2012).

Etiyoloji

Etiyoloji

      Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmemektedir ancak, birçok psikiyatrik bozuklukta olduğu gibi, biyo-psiko-sosyal nedenlerin tamamının etkili olduğu düşünülmektedir. Fonksiyon yetersizliğinin sebep olduğu bir hastalıktan çok, bir takım genetik, psikososyal, biyolojik ve çevresel faktörlerle ilişkili bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır (Newmark, 2009; Özcan, 2017).

Genetik Etkenler: Aile, ikiz, evlat edinme ve regresyon analizi gibi çalışmalar yapılmasına karşın, genetik geçiş şekli hakkında kesin bilgi edinilememiştir. DEHB, klasik Mendelian kalıtım paterninden farklı, birçok genin birbirleri ve çevreyle etkileşimi sonucu oluştuğu varsayılan karmaşık genetik bozukluktur. Yapılan moleküler genetik çalışmalar D2, D3, D4 ve D5 reseptörleri ve dopamin taşıyıcıları (DAT) gibi dopamin sistemiyle ilişkili bazı aday genleri işaret etmiştir. Bunlardan en fazla üzerinde durulan ve olumlu bulguların elde edildiği genler DRD4 (D4) ve DAT1 genleridir(Kayaalp, 2008)

DEHB’nun etiyolojisinde bu genlerin mi gen-çevre etkileşiminin daha ön planda olduğudur. DEHB tanılı olguların yakın akrabalarında DEHB görülme riski % 10-35 arasında değişmektedir. DEHB olgularının kardeşlerinde DEHB görülme riski % 32 civarındadır. Anne babasında DEHB olan çocuklarda ise bu risk % 57’lere çıkmaktadır. İkiz çalışmalarında da DEHB’nun kalıtsal özelliği vurgulanmıştır. Tek yumurta ikizlerinde DEHB konkordansı % 50-84, çift yumurta ikizlerinde ise % 30-40 olarak bulunmuştur(Kayaalp, 2008)

Nörogelişimsel etkenler: Çok sayıdaki beyin görüntüleme çalışmalarından elde edilen en önemli sonuçlardan biri, DEHB’lu olguların frontal bölge glukoz kullanımlarının düşük olmasıdır. Nöroanatomik çalışmalarda normal olgulardan farklı olarak bu çocuklarda normal anatomik beyin asimetrisinin bulunmadığı saptanmıştır(Kayaalp, 2008).

DEHB’in etyolojisinde, obstetrik komplikasyonlar, prematürite, Frajil X gibi genetik anormalliklar, hamilelikte sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddelere maruz kalma gibi prenatal ve perinatal dönemdeki çevresel etkenler de DEHB oluşumunu kolaylaştırabilir(Kayaalp, 2008). Ülkemizde yapılan bir çalışma anne sütünün DEHB için koruyucu olabileceğini göstermiştir. Anne-baba-çocuk ilişkisinde ve aile işleyişindeki bozuklukların da DEHB etyolojisinde rol oynadığı belirtilmiştir(Kayaalp, 2008).

Klinik Görünüm

Klinik Görünüm

      DEHB’li çocukların anne babalarının dikkat eksikliği ile ilgili en belirgin şikayetleri, dikkatlerini yoğunlaştırmaları gereken ödevleri gibi görevlerde çocuklarının isteksiz davranışları, devamlı olarak yaşadıkları dikkat dağınıklığı sebebiyle ev ödevlerinin uzun sürmesi, eşya kaybetmeleri, başladıkları bir işi bitirememeleri, basit hatalar yapmaları, düzensiz olmaları ve dinlemiyormuş gibi görünmeleridir. Dikkat problemleri devamlı görülmeyebilir, yeni ve ilgilerini çeken uyaranlarla karşılaştıklarında, o uyarana karşı yeterli seviyede dikkatlerini yönlendirebilirler. Ancak genelde, sıkıcı gelen, yorucu, çeldirici olan, tekrarlayıcı ve motivasyonlarını düşüren ortamlarda konsantrasyon problemleri görülür (Öner ve Aysev, 2007).

      Çocukluk dönemindeki motor artışlar ergenlik döneminde huzursuzluk hissi olarak devam eder. Dikkat alanındaki zorluklar büyük oranda sürmeye devam eder. Dürtüsellik davranışı ise, kişinin, kural dışı davranış ve yaşantıları ile kendini gösterir. Erişkinlerde dikkat eksikliği belirtileri bir işi bitiremeden diğerine geçme, planlarını tamamlayamama ve değişen duygudurum şeklinde görülmektedir (Weiss ve Weiss, 2003; Özcan, 2017).

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun Alt Tipleri

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun Alt Tipleri

Dikkat Eksikliğinin Önde Olduğu Tip: DSM-5’teki ‘dikkatsizlik’ başlığı altındaki tanı kriterlerini karşılar ancak, ‘aşırı hareketlilik ve dürtüsellik’ başlığı altındaki tanı kriterlerini karşılamaz. Dikkatsizlik: DEHB’li çocuklar dikkatlerini bir noktaya toplamakta zorluk yaşamaktadırlar. Ayrıca, dışarıdan gelen uyaranlarla dikkatin kolayca dağılması, düzenini sürdürmede zorlanma, eşya ve oyuncakları sık sık kaybetme, aldığı sorumluluk ve görevleri unutma gibi belirtiler de dikkat problemlerine işaret ederler(Kayaalp, 2008).

Aşırı Hareketlilik ve Dürtüselliğin Önde Olduğu Tip: DSM-5’teki ‘aşırı hareketlilik ve dürtüsellik’ başlığı altındaki tanı kriterlerini karşılar ancak, ‘dikkatsizlik’ başlığı altındaki tanı kriterlerini karşılamaz. Aşırı Hareketlilik: Hareketlilik çocukluk döneminin normal özelliklerindendir. Hareketliliğin yaşıtlarına göre belirgin olarak fazla olduğu, bu davranışların oyun, anaokulu, okul gibi günlük işlevlerde, arkadaş, aile ve/veya öğretmenler için sorun oluşturduğu yani çocuğun işlevselliğini etkilediği durumlarda aşırı hareketlilikten söz edilebilir(Kayaalp, 2008). Dürtüsellik: Sırasını beklemede zorlanma, isteklerini erteleyememe, daha soru bitmeden yanıt verme, acelecilik, başkalarının sözlerini kesme gibi davranışlar ve bu davranışlar sonucu çocuğun işlevselliğinin olumsuz yönde etkilenmesi durumu, dürtüsellik sorunlarını düşündürmelidir(Kayaalp, 2008).

Birleşik Tip: ‘Dikkatsizlik’ ve ‘aşırı hareketlilik ve dürtüsellik’ birlikte bulunur. Normale göre aşırı denebilecek kadar hareketlidirler ve kontrolsüz davranışlar, sıra bekleyememe, fazla konuşma, cinsel uğraşların artması gibi nedenlerden dolayı sosyal alanlarda problem yaşarlar. Dikkatlerini odaklama ve devam ettirmekte zorlanırlar; dikkatleri dış uyanlardan çabuk etkilenir.

Komorbid Durumlar

Komorbid Durumlar

      Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na en sık eşlik ettiği tespit edilen psikiyatrik bozuklukların %43,6 oranda karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, %21,1 oranda enürezis, %17,3 oranda özgül fobi ve %14,3 oranda sosyal kaygı bozukluğu olduğu bulunmuştur (Hergüner ve Hergüner, 2012). Öğrenme Bozuklukları (ÖB) ve DEHB arasında karşılıklı olarak simetrik eştanı mevcuttur.

       Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan bireylerde sigara-alkolmadde kullanımı, DEHB’li olmayan bireylere göre daha erken yaşlarda başlamaktadır. Bu bireyler daha çabuk bağımlılık geliştirmekte, daha fazla madde kullanmakta ve madde kullanımına bağlı işlev bozuklukları daha fazla görülmektedir (Wilens ve Morrison, 2015; Özcan, 2017).

DEHB VE WISC-R

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), genellikle dikkate ilişkin güçlükler, dürtü kontrolünde azalma ve aşırı hareketlilik ile karakterize edilmesine rağmen; yapılan araştırmalarda, DEHB’nin Çalışma Belleği, Yürütücü İşlevler, Psikomotor Hız ve Koordinasyon, İşlemleme Hızı ve Zeka gibi birçok bilişsel alanda yetersizlikle ilişkili olduğunu kanıtlamıştır(Çelik, 2014).

DEHB’in psikolojik, nöropsikolojik ve/veya nörodavranışsal özelliklerini anlamak ve tanı koymak amacıyla yapılan değerlendirmelerde birçok test, ölçek ve yöntem kullanılmaktadır. Bunlar arasında direk gözlemler, yapılandırılmış görüşmeler, davranış değerlendirme ölçekleri, çok aşamalı değerlendirmeler ve bilişsel profillerin yaygın olarak kullanıldığı bildirilmektedir (Devena ve Watkins 2012, Sattler 2008; Çelik,2014). Klinik uygulamalarda, DEHB tanısı konulurken yapılandırılmış görüşmeler ve davranış değerlendirme ölçekleri daha yaygın kullanılmasına karşın, çalışma belleği ve işlemleme hızı gibi bilişsel işlevleri ölçmeleri nedeniyle, Zeka ölçeklerinin de kullanılması önerilmektedir (Prifitera ve Dersh 1993; Çelik, 2014).

Klinik uygulama ve araştırmalarda, bilişsel işlevler içinde yer alan pek çok özelliği ölçmesi nedeniyle Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçekleri (WÇZÖ) (Wechsler Intelligence Scale for Children: WISC), Zeka ölçekleri arasında en sık kullanılanlardan biri olmuştur (Devena ve Watkins 2012, Evinç ve Gençöz 2007; Çelik, 2014). Wechsler ölçekleri klinisyenler arasında popüler olmanın da ötesinde köklü bir araştırma geçmişine sahip olduğu görülmektedir.

DEHB’li çocukların WÇZÖ-R profillerini inceleyen çalışmalarda farklı sonuçlar elde edildiği görülmektedir. Bazı çalışmalar klinik uygulamalarda görülen Performans ZB’nin, Sözel ZB’ye göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir (Çelik,2014).

Tedavi

Tedavi

DEHB, çocuğun işlevselliğini birçok alanda etkilediğinden tedavisi de kapsamlı olmalıdır; DEHB’a karakterize olan davranışsal, bilişsel, sosyal ve ailesel alanlardaki sorunları çözmek tedavinin ilk hedefi dir. İyi bir tedavi; ilaç, psikoterapi ve psikososyal tedavileri kapsar(Kayaalp,2008). Aile terapisi, gevşeme tedavileri, vitamin tedavileri, diyet ve “biofeedback” gibi teknikler çeşitli çalışmalarda bildirilmekle birlikte sistematik olarak araştırılmamıştır(Kayaalp,2008). Psikososyal girişimler aile, okul ve çocuk odaklı olabilir. Aileye yönelik girişimlerde DEHB ile ilgili bilgilendirme önemlidir. Aile içindeki patolojik dinamiklerin farkındalığının sağlanmasıyla olumsuz ruhsal kısır döngünün önüne geçilir. Merkezi sinir sistemi uyarıcıları, antidepresanlar, antipsikotikler, anksiyolitikler, antikonvülzanlar, lityum, klonidin ve guanfasin gibi ilaçlar DEHB’nun tedavisinde kullanılan ilaçlardır. FDA (Amerika Gıda ve İlaç Birliği), uyarıcı ilaçlardan en sık kullanılan iki ilaç olan Dekstroamfetamin’in üç yaşından, Türkiye’de bulunabilen Metilfenidat’ın ise altı yaşından sonra kullanımını onaylamıştır(Kayaalp,2008).  Metilfenidat DEHB olan çocukların %75’inde belirgin bir etki göstermektedir; Metilfenidat (MPH) ise en sık kullanılan stimulan ilaçtır. Şu anda Türkiye’de yalnız MPH mevcuttur ve kontrole tabi kırmızı reçeteye yazılabilirdir(Kayaalp,2008).

Güncel Makaleler

Künye:

Hippotherapy and neurofeedback training effect on the brain function and serum brain-derived neurotrophic factor level changes in children with attention-deficit or/and hyperactivity disorder

Namju Lee, Sok Park, and Jongkyu Kim

Journal of Exercise Nutrition & Biochemistry, 2017 Sep 30; 21(3): 35–42. doi:  10.20463/jenb.2017.0018

Bu çalışmada; dikkat eksikliği ve / veya hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda hippoterapi ve elektroensefalografi (EEG) neurofeedback’in beyin fonksiyonu üzerine etkisi araştırılmıştır.

DEHB’li on altı çocuk bu çalışmaya katılmışve randomize olarak ikiye ayrılıp, bir gruba 8 hafta boyunca haftalık 2 seans hippoterapi ve neurofeedbeck uygulanmıştır. EEG neurofeedback eğitim programı, psikolojik faktörleri eğitmek ve ölçmek için kullanılmıştır.

Hipoterapi ve neurofeedback’in 8 haftalık seansları sonunda, hiperaktivit’den sorumlu görünen beyin fonsiyonlarının azalma eğiliminde olduğu; dikkat işlevlerinin artma eğiliminde olduğu gözlemlenmiştir(p <0.05).

Künye:

Mindfulness-Based Cognitive Behavioral Therapy as an Adjunct Treatment of Attention Deficit Hyperactivity Disorder in Young Adults: A Literature Review

 

Muhammad Aadil  , Rosario M. Cosme  , Jonathan Chernaik

  1. Department of Psychiatry and Mental Health, Rush University Medical Center 2. Child Psychiatry, Rush University Medical Center 3. Child Psychiatry, Rush Universit

Cureus DOI: 10.7759/cureus.1269

Received 03/01/2017 Review began 05/17/2017 Review ended 05/18/2017 Published 05/23/2017

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında ortaya çıkan nörolojik bir hastalıktır ve çoğu kez yetişkin yaştadır. Uyarıcı ilaçlar tedavinin temel dayanağı olmasına rağmen, son yıllarda, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun çocuklarda ve erişkinlerde tedavisinde farkındalık temelli bilişsel davranış terapisinin etkinliğini ve fizibilitesini anlamak için bir çok çalışma yapılmıştır. Bu yazıda, erişkinlerde bu tedavinin yararlı etkilerini araştırmak için 17 makale incelenmiştir.

Genel olarak, bu terapinin, özellikle uyarıcı ilaçlarla birlikte kullanıldıklarında ve genel uyumluluğunu artırabildiğinde net bir fayda sağlayan etkisinin olduğunu tespit edilmiştir.

Künye:

Structural Brain Abnormalities of Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder With Oppositional Defiant Disorder.

Noordermeer SDS, Luman M, Greven CU, Veroude K, Faraone SV, Hartman CA, Hoekstra PJ, Franke B, Buitelaar JK, Heslenfeld DJ, Oosterlaan J

Biological Psychiatry. 2017 Nov 1;82(9):642-650. doi: 10.1016/j.biopsych.2017.07.008. Epub 2017 Jul 21.

Dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu (DEHB) toplam gri cevher, bazal gangliyonlar ve serebellumdaki yapısal anormalliklerle ilişkilidir. DEHB’na eşlik eden en yüksek oranlı bozukluk KO/KG ‘dir ve komorbidite %60 civarıdır.
Yapısal manyetik rezonans görüntüleme kullanılarak, beyin fonksiyonları araştırılmıştır; DEHB + KGKO eş görüldüğünde, sadece DEHB’nda ve de kontrol grubu incelendiğinde; frontal beyin alanında hacimsel ve işlevsel düşüşler tespit edilmiştir.

DEHB+ KGKO< sadece DEHB< Kontrol grubu

Frontal alandaki bu azalma, nörobilişsel işlevlerde büyük bozulmalar, dikkat, akademik başarı ve karar vermede gerilemelerle ilişkilendirilmiştir.

Kaynaklar

Altın, M,.(2012) TÜRKİYE’DE DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA TEDAVİ UYGULAMALARI VE YAŞAM KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 12 AYLIK PROSPEKTİF GÖZLEMSEL BİR ÇALIŞMA  Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi :  19 (1) 2012

Çelik, DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN DEĞERLENDİRİLMESİNDE WECHSLER ÇOCUKLAR İÇİN ZEKA ÖLÇEKLERİNİN KULLANIMI, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi : 21 (1) 2014

Kayaalp, L,. DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU, TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62   •Mart 2008 S:147-152

Hergüner, S., Hergüner, S. (2012). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuk ve Ergenlerde Eşlik Eden Psikiyatrik Bozukluklar. Nöropsikiyatri Arşivi, 49: 114-118.

Büyükaslan, A,.(2015)DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARINDA DUYGUSAL ZEKA İLE SOSYAL BECERİ BİLEŞENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ,UZMANLIK TEZİ; MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

ÖZCAN, H,.(2017)OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN VE EBEVEYNLERİNİN DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ VE ÇOCUKLARDAKİ BU BELİRTİLERİN OKUL DAVRANIŞLARINA ETKİSİ , YÜKSEK LİSANS TEZİ;İSTANBUL AREL ÜNİV.PSİKOLOJİ ANABİLİMDALI.

Turgay, A. (2009). Tedavi Edilmeyen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Bedeli ve Tedavide Yenilikler. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri.

Camcıoğlu T. (2009). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tanısı Konmuş Çocukların Ebeveynlerinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Sıklığı. Yüksek Lisans Tezi. Kocaeli: T.C. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı.  

Abalı, O. (2012). Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği. 3. Baskı. İstanbul: Adeda Yayıncılık.

Staller, J., Faraone, S.V. (2006). Attention-Deficit Hyperactivity Disorder in Girls: Epidemiology and Management. CNS Drugs, 20(2): 107-23.

Motavallı N (1994) Kentsel kesimde Türk İlkokul çocuklarında “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun” Nozolojik bağlamda prevalansının araştırılması Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir